11 Şubat 2016 Perşembe

olgusallık,determinizm ve birkaç norm üzerine

Bir şiir olacaksam şairim sen ol isterdim
olamazsam !
Sen olur muydun
Yalan söyleme ama



Şu her şeyi yeni yeni tanıdığımız, her şeyden daha çok umut ile baktığımız bakış açımıza,yeni kelamlar çok yabancı olmadığımız lakin bize tamamen yabancı isimleri ile giriyorlar. Çok farkında olmasak da bütün sistem ve düzen içerisinde de ismini yabancı olduğumuz bu teoriler, kavramlar ya da her ne ad buluyorsanız özümseniyor ve bir bakmışız ki hayatımız olmuş farkında değiliz.

Hatta öyle anlar oluyor ki taban tabana zıt olduğumuz bu kavramlar için savaş veriyor beyin fırtınaları yapıyor bu da yetmez gibi zamanımızdan çalan bu kavramları tanımadan benimsediğimiz için aptal konumunda kısır bir döngüleme yaşıyoruz

Çok haksız da değiliz aslında nereye baksak olgusallık karşımıza çıkıyor, sıkılıp kafamızı çeviriyoruz bu seferde determinizm bize göz kırpıyor.
Halbuki ikisi de aynı düzene hizmet veren basit teoriler,fikri akımlar sadece

Peki bu kadar basit dediğimiz bu fikri akımlar nasıl oluyor da günümüzde hemen hemen herkes tarafından bok atılan kapitalizm,narsitizm ve birçok popüler akıma hizmet ediyor ?

Biraz açalım isterseniz ne bu olgusallık ya da determinizm
Yüzeysel olarak; 
''her sonucun bir nedene bağlanması olayı''

-Yağmur yağıyor çünkü buharlaşma ve yoğuşma var
-Dişimiz ağrıyor çünkü sinirler nöronlar ile acıyı beyin loblarına iletiyor
-Onu seviyoruz çünkü kendimizi seviyoruz
-yazıyorum çünkü sizin okuduğunuzu bilmek ya da bunun yanılgısına kapılmak iyi hissettiriyor



Daha epey örnekleme yapabiliriz lakin bu kadar nedenin ve sonucun içinde biz neredeyiz ??

Bilmiyoruz !! 
bu da bizi her şeyin aksine nedenini bilmediğimiz bir boşluğun içine fırlatıyor ve oradan çıkmak için yaptığımız her çırpınış bizi bir bataklık misali daha derine çekiyor, boşluk büyüdükçe biz küçülüyoruz ve öyle bir yere geliyor ki;
Biz sadece boşluklardan ibaret insan yığınları oluyoruz,
Yaşamak için nefes alan
Para için öğrenen
Mutlu olmak için harcayan
Üzülmemek için susan en acısı ise sevmek için seven.

Olgusallık bize öyle bir mantık kapısı açıyor ki, o açılan kapıdan içeri girdiğimiz evde sevgi,umut, şevkat olmuyor

Çünkü o evde sadece mükemmel tanımalar ile mükemmel sonuçlar doğuyor..
Bizde hiçbir şeyin mükemmel olmadığını bildiğimiz halde, o tanımları yapmak isterken evin içerisinde kayıp oluyor ve çıkmak için başka çıkar ilişkilerine, yapmacık tavırlara yöneliyoruz.



Oysa bizim belleğimiz her nedenin bir sonuca bağlanmasını kabul etmiyor,insanız ve hep öyle kalırız!

Biz severiz çünkü değer veririz. Kendimiz için sevemeyiz ki. Hep onun için severiz, hep onun için yaşarız, hep ona bakarız, hep onu isteriz

Şevkatliyiz çünkü insanız, bizler zamanın sisteminde birer robot gibi progromlanamayız
Bizim kodlarımız yoktur bizim duygularımız vardır ve onlar için yaşarız.

Öğrenmek bizde hep tutkudur çünkü dünyayı daha iyi tanımak isteriz, arkadaşlar ediniriz çünkü tanıdığımız bu dünyada yalnız değiliz, severiz çünkü bir bedende çift gezmek uzak olsak bile hep yan yana olmak isteriz !!

Ama determinizm bizden öğrenme tutkumuzu alır, arkadaşlıkları hep bir nedene için sonuca bağlar, tek kullanımlıktır duygular ve arzular. Hep kendi için yaşayanlar, mükemmel tanımlara kendini uyduran bizler yaratmak ister, farkında değiliz ama zaman geçtikçe
İçene düştüğümüz boşluk öyle büyüyor ki sonuçta biz değil, boşluklar içinde birbirini arayan yığınlar oluyoruz..

Umut ediyorum çünkü umut olmaz ise ben olmadığımı biliyorum..