16 Nisan 2016 Cumartesi

Zamanında bana bunu yazdıran kadın,,

Bilmem ne zaman bir hocam bir kadını unutmanın en kolay yolu kendini unutmak demişti. Bilmiyorum doğru mu ? Yapamadım çünkü...

Ama şunu biliyorum bir kadını hatırlamanın en kolay yolu kendini hatırlamak. Bu aralar kendimi hatırlıyorum. Zor, eskilerden hep moloz yığınları, kalp ağrıları, vicdan azapları ve pişmanlıklar çıkıyor. Altından kalkmak da mümkün olmuyor..

Zamanları ise sanki üstüme gelen bulut kümeleri gibi. Gözüm görüyor fakat aklım ölçemiyor. Emin olamıyorum acaba diyorum...


Acabalarım ise hep aynı kapıyı çalıyor, dönüyor dolaşıyor yine kapı önündeki o her daim garip paspasın önünde beliriyor.

İçeride neler mi var anlatsam sayfalar yetmez sayfalar yetse içime sinmez. Susarım bakarım önüme. Ayak parmaklarıma. Her şeyi onlar anlatırlar aslında, utandığında hemen onlara bakarsın ya da sevdiğinde hemen başın eğilir öne.

Benimde başım düşer öyle. Kendimi gördüğümde birinde, kendimi bulduğumda bir başkasında, ilk onlar bilir. Hemen düşer başım öne.

.....

Zamanında bana bunu yazdıran kadın
Seni arıyorum
Neredesin ??

başlayalım

Yine bilmem hangi zamanda başım yine önde parmak uçlarına bakan gözlerim, taş beton ile hizalanmış alnım, bir türlü yatışmayan saçlarım,
Duruyoruz,,,
Dedim ya bilmem hangi zaman


Peki diğer bilmem hangilerinden ayıran ?
Parmak uçaklarıma bakan gözlerimi parlatan, taş beton ile hizalanmış alnıma düşen saçlarımı
uysallaştıran.

Ne ?
Kim ?

Bende bilmiyorum
Tek bildiğim
Bir anı, içene binleri sığdırdığım küçücük bir anı,
Büyülü bir bakış oysa,
Bütün bir ben ile durduğum o muhteşem anların tek bir anda toplamı

İşte
Bilmem hangilerimden ayıran
Sen,
Karşımda




fındık burnun, siyah keskin bakışların ile saçların bir meşe ağacının dallarına serpilmiş yaprakları gibi kıvır kıvır, kırıklıklarına sayfalar yazdığım o yanaklarından hırçın bir nehir gibi omuzlarına akan saçların, hafif açık bağrı ile pürüzsüz bir mercan gibi gözlerimi bir an olsun ayıramadığım o gözleri, nokta nokta çillerin, dudakları sanki gökyüzü, bense gökyüzünde başıboş gezen bulutları, gülüşü rüzgarım. Bilinmezliğe götüren rüzgarım. Beni de gökyüzüne aldığın o anın sıcaklığı, özledim seni
Şimdi gökyüzüm soğuk, rüzgarım yok, omuzlarına doğru akan nehirlerim anlamsız…

Neredesin ?
Zamanında bana bunu yazdıran kadın seni arıyorum
Neden sen öldün ?

Neden beni bırakıp gittin, beraber okuduğumuz dizileri mi beğenmedin ?
Turgut abi duymasın aman !
Bir daha okuyamam yüzüm olmaz (!)
Saatler boyu seni arıyorum bazen dizelerinde
Bozuluyor !!

neredesin ?

O geceleri gökyüzüm siyah ile boyandığı zamanlar sesini arıyorum, kokunu arıyorum
Dinlediğin müzikler ile avunuyorum,
Neden öldün sen ?
Kim gömdü seni toprağı ?
hanginiz ?
yeter diyorum yeter .
o bendim, kendimi......
kayıp ettim sende şimdi de bulamıyorum ,,

seni hatırlamak kendimi hatırlamak, kalbimden söküp aldığın o moloz yığınları artık ağır gelmeye başladı, hatırlayamaz oldum kendimi. Hep kaçak yaşayan oldum. Sahne sahne dağılan hayata, senin hayatının figüranı oldum
Nereye baksam sen
Oysa ben bir figüran, senin başrol aldığın bu hikayede her fırsatta yanına gelemeye çalışan bir figüran



Şimdi figüran olan ben,,
Seni hatırlayan
Bir senarist,
Meşe ağacı saçlarını, bana umut veren gülüşünü bilen ben,
Sonu hep mutsuz sonla biten başrolünü öldüren bir ben
senarist

Neden öldürdüm seni ?

Oysa kalemimde kan olmaz benim, hep temizdir, doğruları karalar, umutları arar

Neden öldün sen
Figüranlar iş yapmaz sahnede sadece görünür, bir an görünür, bir an kaybolur
Ansızın
ulaştım dersin bir nefeste bitiverir, tadı kalır, biraz daha olsa dersin biraz daha dursa, biraz daha yazsa, biraz daha sevse
Biraz daha okusam onu,
Her şeyden biraz daha





Ama bu benim senaryom ve sen öldün
Zamanında bana bunu yazdıran kadın,,
Neden öldün sen ?



Bak yine ayak uçlarımda gözlerim
Nerede meşe yaprağı saçların
Yaktım o gün kırıklarına sayfalar yazdığım dizeleri,
Şimdi yazıyorum başıboş bulutları rüzgarın olmadan, gökyüzüm boş,
gökyüzü severler de yok…

Yalnız başıma, dışarıda o yağmur sonrası toprak kokusu senin kokun yerine, yanım boş, sıcaklığın yok, kokunun toprak ile karıştığını bilerek yazıyorum

Ucu sonu olmayan bir mezarlıkta tek başıma, suluyorum seni o meşe ağacının dallarına serpilmiş yapraklarını, dudaklarına dokunmak istiyorum, sana dokunmak istiyorum ama
Ulaşamıyorum çok derindesin, en sevdiği mor olan canım etrafında olamıyorum sahneme alamıyorum seni, senin hayatında figüran olmaktan kurtulamıyorum
Acıtıyor
Sonra
karalıyorum, beyaz sayfa karardıkça yok oluyor biliyorum, içimdeki boşluk hep aynı
Parmak uçlarım
Gözlerim parlamıyor
Saçlarım asi

Sen ?
Ölü
Zamanında bana bunu yazdıran kadın seni arıyorum
Neden öldün sen ?

yazdım yine bir nefeste.
İçime sığmadı bende kustum seni sonunda

Neyse rol geldi gökseverler derneği başkan mührüyüm bu gün

Sen öldün
yayıncı beğenmedi senaryoyu
Kovuldum bende
Bak ilanı bile asmışlar,
mutlu son figüranı aranıyor........

bende seni arıyorum
zamanında bana bunu yazdıran kadın
sonun mutlu olmasa da !!
Arıyorum seni….



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder