27 Ocak 2015 Salı

BEŞ ŞEHİR

Elinizde bir kutu olsa, her düşündüğünüzü yansıtan ya da elinizde bir çubuk olsaydı, her yazdığınızı yaşatan sihirli bir çubuk.

Sihirli bir kutu; Yansıtan                      
Sihirli bir kalem; Yaşatan 

Bir hikaye yazsaydınız neleri yazardınız ? 
Nasıl yazardınız ?
Kötü Adamı, iyi adamı, şarkısını, yönetmenini, yazarını sizin seçtiğiniz bir hikaye olsa ismine ne derdiniz ?
İsim mi Ad mı ?
Hangisi kahve mi çay mı ?
Elinizde tek kurşun olsa yanında bir silah her sabah uyandığınızda hani Güneş filan doğuyor ya, evet evet kafanıza sıkmayı bir an bile olsun düşünür müydünüz ?

Biri zamanında bir hikaye yazmış;
Kötü adamın ön sözde olduğu, aşıkların her zaman zavallı olduğu,şu hayatta anlam yüklediğimiz her şeyin anlamsız olduğu bir hikaye..
Arka tonda Ahmet Kaya çalan bir hikaye 
Umut dolu bir aşkın hüzünlü bir sonla bile bitmesine fırsat vermeden öldüren bir hikaye


Evet Beş Şehir bir zamanlar yazılan o hikaye...
Beş karakterden oluşan bir olay örgüsünü anlatıyor, bir şekilde yolları kesişiyor ve sonunda hepsi ölüyor....

Hayatımızda kaybolan şeylerin ardından duyulan üzüntü ile yeniye karşı beslenen iştiyaktır. İlk bakışta birbiriyle çatışır görünen bu iki duyguyu sevgi kelimesinde birleştirebiliriz. Bu sevginin kendisine çerçeve olarak seçtiği şehirler, benim hayatımın tesadüfleridir.' 
Ahmet Hamdi Tanpınar böyle betimlemiş....
Bense çok daha basit bir cümle kuruyorum:
Çay şiirin sıvılaşmış halidir...
Derdimmm
Takiiii 
Beş Şehri izleyene kadar.........................


Şevket Ve Dilek........



...............................
Şevket: Hiç ilgilenmedi benimle, çay içmeye davet ettim, oraya da gelmedi.

Kedi: E, çaydan.

Şevket: Ne çayı, ne alakası var ?

Kedi: Çaydan, çaydan.. Bu durumlarda kahve her zaman daha çok işe yarar. Bak, çayda kadınları rahatsız eden bişey, böyle “yerel bir tını” var.

Şevket: Yerel mi ? Ne alakası var ? Çay yerel, kahve değil mi ?

Kedi: Bak, “Benimle kahve içer misin sorusu, bütün kadınlarda, hepsinde aynı rahatlatıcı çağrışımı yapar; beyaz fincan, porselen, şık, mayhoş aroma kokusu, hele latin ezgileri heheeeyy neler neler..Ama çay, çay böyle “başarısız erkek” gibi bişiy demek çay.

Şevket: Bence artık Heidegger okuma, kafan iyice naziler gibi çalışmaya başladı...................




Bir filmi tek bir sahne ile anlat deseler yukarıdaki sahne olurdu,çayın şiirin sıvılaşmış hali olmadığı bu sahne öğretti bana arkadaşlar,eğer hüzün dolu ise bu filmi izleyin ve gerçek umutsuzluk nasıl olur Şevket,Dilek ve Kedisinde görün 

Filmde öyle sahneler buldum ki beni anlatan, samimi olan ve bir o kadar karamsar olan..
Ahmet Kaya ile başlıyor film ve devamı ise tam bir Onur Ünlü yapımı...

Beni Vur..
Farklı film yapmak için dünyaya gelmiş bir insan Onur Ünlü. 
Bazı insanlar sıradan yaşamlarıyla göçer gider bazılarıysa farklılıklar yaratarak hep hayatta kalır. 
Her hikaye can alıcı noktalarıyla filmi zirveye taşıyor.Geçişleri başarılı, oyunculuklar kusursuz. Hikayeler adamın psikolojisini bozacak düzeyde. Şevket'in hikayesi herkesi en çok etkileyen olacaktır eminim.

Çok başka bir şey çok sevip sevilmemek. 

Çok fazla ölüm. Tarantino bile bu kadar öldürmez.
"Niye güldün" ve "Öyle deme" ikon olmalı
Hayat acılarla, süprizlerle dolu.
Aşık adam sınanmaz !!
Çay yerel..
Ve daha nice unutulmaz replikler var arkadaşlar
Dram severler izlesin ve hakkını versin filmin. Duyulmuyor böyle güzel yapımlar üzülüyorum.


SON OLARAK İSE TABİKİ DİLEK :))



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder