27 Aralık 2014 Cumartesi



''Şunu bilmeni istiyorum: Pişman değilim; hiç de pişman olmadım. Ama şunu da bil ki, öyle gururlu falan da değilim-olmadım. Kendimden hiç nefret etmedim; ama bir türlü beğenemedim de kendimi. Çok acı çektim ama başkalarına da çok acı çektirdim. Kendimi haklı görmüyor değilim; ama kendimi savunuyor da değilim-hele yargılamayı hiç beceremiyorum; kendimi de, dünyayı da.
Dünya ne ise oydu, ben de ne isem o oldum-uyuşamadık. Hepsi bu. ''

Bu sabah kütüphanede açık bulduğum pencerede bunlar yazıyordu, kim yazmış neden yazmış bilmiyorum, tamda finaller öncesi bana da iyi cesaret verdi, arada iki üç şey karalamak istedim..

İnsanı kendi yapan değerleri vardır, herkese göre değişir bunlar, değişmeyen tek şey onların varlığıdır. 
İnsan bunları kaybettiği zaman üzülüyormuş bunu anladım ben bir iki aydır;
Canını bunlar yakıyormuş benim gibi biraz geri kafalı adamların genel sorunu bu zannımca, kendini sürekli sorguluyorsun nedeni ise vicdan azabı, eskiden yaptığın hatalar senin kamburun oluyor, hamal misali onları da yanında taşıyorsun fakat onlarında senin ile birlikte geldiğinin farkında değilsin, birisinin hatırlatması gerekiyor, annen oluyor, arkadaşın,sevilin oluyor, yada bilmem kim oluyor.Oluyor ama birisi mutlaka hatırlatıyor.İşte o zaman eskilere gidiyorsun.. 

Geçenlerde okuduğum bir kitapta inanılmaz bir cümlenin altını çizmiştim

-Neden bu hayatta yaşamayı en çok hak edenler hep ölürken, ölmeyi isteyenler yaşamayı hak edenlerden fazla yaşıyor ?
-Buradaki mesaj ne ? 

Çorba misali oldu ama bağlamak istediğim nokta şu, ilk başta yazan arkadaş ile bu cümleyi kuran beyin aslında aynı
-Hayatı hep bir anlamsal içinde yaşamaya çalışan iki insan bunlar, birisi terk edilmenin acısı üzerine yazmış bunları, diğeri ise birini sonsuza denk kaybetmenin hüznü ile yazmış, ikisi de içinde bir mesaj aramışlar , bulmuşlar mı bilmiyorum ama ben şu okul açıldığından beri kendime bir iki mesaj buldum :)

Sanki Leyla ile Mecnun'un son sahnesi oynuyor da ben bitmesini bekler gibi izliyorum biliyorum sonu kötü,hüzünlü,naif değil fakat bitmesin diye de tekrar tekrar izliyorum her daim de aynı son oluyor ama ben farklı bir son bekliyorum,kendimi kandırmaktan başka bir şey yapmıyorum,aynı olaylar içinde, aynı duygular içinde dönüp duruyorum farkındayım fakat bitmesini istemiyor gibiyim, 

takiiii

Eskiden kalan bir yaranın, bir iki hafta öncesine kadar kapanması ile anladım,aynı sonu yaşamıyorum ki,her sonda farklı bir ben olarak çıkıyorum,başa tekrar en başa öyle dönüyorum,

hep sırtımda kambur olan yükler, gözümde o kadar büyüttüğüm sıkıntılar tek bir cümle ile son buldu  
o yüzden hayat kısaca hiçbir şey yoktur ki eskiden belli duyguları açıp, ileride kapatmasın, kapatıyor ama hep..

çehreni öyle bir çevir ki hayata, karanlıklar hep arkanda,aydınlıklar ise hep önünde kalsın 
seni sen yapan değerlere öyle sıkı bağlan ki, çehren hep senin elinde olsun 

mesaj bu arkadaşlar......




7 Aralık 2014 Pazar


Sahibini kaybetmiş mektuplarım var benim.
Her birinin ayrı hikayesi…
Hepsi umutsuz ve çaresiz.
Sonu gelmemiş, yarıda kesilmiş.
Kimisi buruş buruş.
Mektuplar sayesinde maziyi anıyorum
Birinin gözlerinin içine bakıp “Sana aşığım” diyebilmeye cesaret etmişim.
Bir diğerinde onun gidişini şiiri terkeden kelimeler olarak tasvir etmişim.
Ama genelinde de gözyaşlarımın kıymetini bilememişim. hayallerimden vazgeçmişim.
Kendimden nefret ettiğimi yazmışım. O günleri çok iyi hatırlıyorum. O günleri hatırladıkça artık kendimden değil bana o duyguyu yaşatandan nefret ediyorum.
Ama fark ettim ki kime yazılmış olursa olsun sürekli “özlem”. Özlemek, özlemek… O zaman içli dışlıymışım özlemekle. Tam da dün bunu düşünüyordum “İçimde özleme isteği var ama özleyebileceğim kimse yok. Özlemeyi özlüyorum”
Bu mektuplar… Bunların yeri artık o sandığın içinde sahibini beklemek değil. Çünkü sahipleri benim için bu mektupları okumaması gereken; bir zamanlar benim için kelimelerce değerleri varken, şimdi herkesleşmiş olan kişilerden daha fazlası değil.
Burada kalmamalılar.
Mektupların, sonsuzluğun içerisinde kül oluşunu izliyorum.
Küçük bir alevin ne denli büyük duygulara tekabül ettiğini düşünüyorum.
Geçmişi yakmak,kelimenin tam anlamıyla bu.
Geçmiş ve geçmişteki duygular, şimdi bi tutam külden ibaret.
Onları yaşatan insanlarsa bazı sayfaları koparılmış,yıpranmış, eski bir günlük.
Ben mi? Beni boş versene.

6 Aralık 2014 Cumartesi

3 Dakikalık Şarkılar 356257 Tane Hayal

Kesin sizde yaşamışsınızdır, bazı şarkılar vardır bazı anların fon müzikleri olurlar o ezgiler öyle ezgilerdir ki o anları tekrar tekrar yaşarsınız onlar sayesinde.
Herkes dedim çok kesin oldu aslında neyse ben size o ezgileri yazacağım bu gün ne de olsa müzikler o duyguları filizlediği gibi o duyguları susuzda bırakabilirler.

1) https://www.youtube.com/watch?v=1pLsb1YMsKE

Gabrielle Aplin ''Home''

Bu şarkıyı yaklaşık iki, üç yıl önce keşfettim.Bana her zaman umudun mutluluğun şarkısı oldu, sözleri çok güzel insana her zaman özgürlük duygusu veriyor. Tam yağmurlu bir nisan gününde, koşarken sana eşlik eden anılarımın şarkısı

I'm a phoenix in the water, 
(Ben sudaki anka kuşuyum )

A fish that's learnt to fly,
(Uçmayı öğrenmiş bir balığım)

But feathers are meant for the sky.
(Ama tüyler gökyüzüne yönelik)

So I'm wishing, wishing further,
(Başarmak için coşkuyu,heyecanı)

For the excitement to arrive,
(Bu yüzden daha fazla istiyorum)

2) https://www.youtube.com/watch?v=JaAWdljhD5o

Awolnatıon ''Sail''

Türkçe çevirisi yelken olan şarkıda bana yaşattığı duygular ile sözleri tam uyuşmuyor sözlerine bakmadan dinlememin etkisi olsa gerek, tumblr'da bir blogta görmüştüm kusura bakmasın ismini hatırlamıyorum şimdi, bana her zaman bir isyanın ,öfkenin başlangıç şarkısı olmuştur. Umarın sizde dinlerken öfkeniz uçsuz bucaksız denizdeki yelken gibi ufacık kalır.




3) https://www.youtube.com/watch?v=ElHUrlPTg-g

Yüzyüzeyken Konuşuruz ''Konuşulacak Şeyler''

Geldik en sevdiklerimden birine zamanında bir dostum bırak popülerleri ne varsa biz amatör öğrencilerde var demişti hiç aldırmamıştım James Blunt, Teoman, Duman vs varken kim dinler bunları. Aptalmışım !!
Resmi yazı şarkım ne zaman ilhama ihtiyaç duysam yardımıma koşar şarkı sözleri ise yorum bile yapamıyorum, çaresizlik ile mutluluk nasıl bir araya gelir hem ayrılık hem kavuşma nasıl olur, insan ağlerken gülebilir mi ? Tüm bunların cevabı var bu şarkıda,fazla dinleyip ünlü yapmayın arkadaşlar :) şarkı sözü nasıl yazılır adlı listedeki en asil üyedir sizi temin ederim.

Toplum tarafından onaylanmış aşkınla beraber 
deniz manzaralı bir ev düşlersin 
kedilerin tercümeye ihtiyaç duyulmayan seslerine 
büyük anlamlar yükslersin 
tartışmaya açık bıraktım çayın altını 
hangi rafa koymuştum servis takımını bilemedim 
denize kıyısı olmayan insanları hiç sevemedim 
son vapurda kaçtı nasıl dönerim şimdi burdan oraya 
istanbulun yağışları sürecek bir hafta daha 
iklim değişimine inanmayan kuşlar göç etmeden buluşalım 
konuşacak hiç bir şey bulamazsak senin çekik gözlerinden konuşalım. 
tartışmaya açık bıraktım çayın altını 
hangi rafa koymuştum servis takımını bilemedim 
denize kıyısı olmayan insanları hiç sevemedim. 
son vapur da kaçtı nasıl dönerim şimdi burdan oraya. 
istanbulun yağışları sürecek bir hafta daha 
teknolojinin getirdikleri içinde iletişim en büyük yalandı 
üzüleceksin fakat gizlemenin bir anlamı yok bakkal osman samsundan taşındı 
tartışmaya açık bıraktım çayın altını 
hangi rafa kouymuultum servis takımını bilemedim 
denize kıyısı olmayan insanları hiç sevemedim 
son vapur da kaçtı nasıl dönerim şimdi buradan oraya 
istanbulun yağışları sürecek bir hafta daha 
son vapurda kaçtı nasıl dönerim şimdi burdan oraya 
istanbulun yağışları sürecek bir hafta daha
tartışmaya açık bıraktım çayın altını...

4) https://www.youtube.com/watch?v=2fngvQS_PmQ

Ed Sheeran - I See Fire


Geldik dizi müziklerine :))
Her yerde müzik olur da Orta Dünyada olmaz mı hiç ?
Tabii olur 
Şarkı sözlerine baktığımız zaman korkunun umut ile birleştiğini görürsünüz.Yatmadan önce gözleriniz kapalı dinlemelik bir şarkı emin olun .. 

The mountain side
Dağın kenarında

Desolation comes upon the sky
Keder gökyüzünden gelir

Now I see fire
Şimdi ateşi gördüm
Inside the mountains
Dağların içindeki
I see fire
Ateşi gördüm
Burning the trees
Ağaçları yakan
And I see fire
Ve ateşi gördüm
Hollowing souls
Ruhlara uğuldayan
I see fire
Ateşi gördüm
Blood in the breeze
Hafif bir rüzgarın içindeki kan
And I hope that you'll remember me
Ve umarım beni hatırlarsın

And if the night is burning
Ve eğer gece yanarsa
I will cover my eyes
Gözlerimin üsünü kapatacağım
For if the dark returns then
Karanlık geri dönerse diye
My brothers will die
Kardeşlerim ölecek
And as the sky is falling down
Ve gökyüzü düşecek gibi
It crashed into this lonely town
Bu yalnız kasabanın içine düştü
And with that shadow upon the ground
Ve yerdeki bu gölgeyle
I hear my people screaming out
Dışardan insanlarımın çığlık attıklarını duyuyorum

And I see fire
Ve ateşi gördüm
Inside the mountains
Dağların içindeki
I see fire
Ateşi gördüm
Burning the trees
Ağaçları yakan
I see fire
Ateşi gördüm
Hollowing souls
Ruhlara uğuldayan
I see fire
Ateşi gördüm
Blood in the breeze
Hafif bir rüzgarın içindeki kan

I see fire (fire)
Ateşi gördüm
Oh, you know I saw a city burning out
Oh biliyorsun bir şehrin yanışını gördüm
And I see fire (fire)
Ve ateşi gördüm
Feel the heat upon my skin
Tenimdeki ısıyı hisset
And I see fire (fire)
Ve ateşi gördüm
Uhhhhhhhhh
And I see fire
Ve ateşi gördüm
Burn auburn on the mountain side
Durmadan yanan dağın kenarında

Dizi Müziklerinden söz açılmışken Açlık Oyunlarınıda es geçmemek gerekir, zaten filmlerden yüz üzerinden puan versek bunun altmışlık kısmını müzikleri oluşturur.

5) https://www.youtube.com/watch?v=QnoXecGpq6g

Lorde - Yellow Flicker Beat
















Yazımın sonuna son bir parça kaldı best of listenin başı bu şarkının benim için önemini daha önce yazmıştın onu koyacağım şimdide 
6) https://www.youtube.com/watch?v=wVyggTKDcOE

James Blunt - Goodbye My Lover



Hani bazı olaylar vardır. Hatırladıkça üzülür, hüzünlenirsin, hüzünlendikçe de hatırlarsın ama. Her insan için değişen olaylardır aslında bunlar . Bazısında 14 Şubat adını alır , kimisinde İncir Reçeli , ben de ise Goodbye my lover adını alıyor. O şarkıyı ne zaman dinlesem hüzünleniyorum, saniye saniye yaşıyorum sanki onu, dinlerken soyutluyorum kendimi dünyadan, gözlerim doluyor, ayaklarım titriyor, beynim hissizleşiyor. O zaman hissediyorum kendimi hatta kendim hissettiğim tek an o oluyor. Neden mi çünkü o şarkı bana ayrılığı vazgeçisi ve bırakmayı en iyi anlatan şarkı



Goodbye my lover , goodbye my friend , you've been the one , yolu've been for me


Evet ağlıyorum bunları duyarken, o gün otobüste ağladım, yatakta ağladım. Gözyaşlarım yastığımı ıslattı. Ama en önemlisi ise kalbimi ıslattılar . Ne zaman birini görüp ısınmaya çalışsam olmuyor kalbim ıslak olduğu için. Hep bir soğukluk hep bir acı var. Ne kadar kitaplarıma dert anlatsam ne kadar mutlu gibi görünmeye çalışsam da olmuyor. Tükeniyorum ve kendimi geri toplayamıyorum. Müziklerin isterseler tonlar mutluluk yüklesinler kalbime bu şarkı onu alıp götürüyor oradan hiçbir şey kalmıyor kalan tek şey ise o ıslaklık oluyor.


Zamanında bunlar dökülmüş evet biraz hüzün dolu bir parça ama bu aralar emin olun dinlemiyorum :)):D)9:))D 
Bunları yazdığım günü çok iyi hatırlıyorum sevdiklerim bana acı dolu gözler ile bakmıştı o gün, bu şarkı bana güçlü olmayı öğretmişti, birini kaybetmenin acısını yaşatıyor sanmıştım yanılmışım şimdi arkama dönüp bakınca o bakışların beni olgunlaştırdığı görüyorum bu şarkı gibi, zaman her şeyin anahtarı bu şarkıyı o gün dinlemeye bile tahamül edemeyen ben şimdi bu yazdıklarımı bu ezgiler eşliğinde yazıyorum, bu ezgiler içinde mutluyum.İtiraf ediyorum ama üzerinden iki yıl geçmesinin de etkisi var :D

Benim için belli anlamları olan şarkılar bunlar umarımda sizde dinlerken kendinizden birkaç parça bulursunuz, eğer sizi siz yapan şeylerde birazcık katkım oluyorsa ne mutlu bana :D

İYİ HAFTA SONLARI :D




24 Kasım 2014 Pazartesi

The Perks of Being a Wallflower İnceleme..

The Perks of Being a Wallflower filmini izlemeli, kendinden bir şeyler bulmalı ve başkalarına da izletmeli.
Bu film bir insanın en iyi dostu, kendini ifade etme şekli ve iletişim kurma çözümü olabilir. Şahsen ben kendimden çok parça buldum bu filmde.

Bilmiyorum sanki yaşadığım şeyleri başkalarının da yaşadığı, dünyada tek mutsuz insanın ben olmadığımı ve mutsuz olduğumuz şeylerin aslında çok önemsiz olduğunu görmemi sağladı.Bir önceki cümle bakış açımı değiştirdi ki bu bir film için nadir olan durumları başında gelir.

Charlie karakteri biz gençlerin çoğunun yaşadığı bir ruh halini başarılı bir şekilde yansıtıyor.Filmi izlerken ergen filmi gibi bir ön yargınızda oluşmasın kesinlikle doğru açıdan izlendiğinde her insana bir kendisini biraz daha katıcak bir film..

Ve hikâyeye gelince
Olağanüstü bir senaryo o kadar durağan bir film ki o kadar sakin ilerliyor ki ama bir an bile sıkıldım demiyorsunuz çünkü filmin içinde kendinizi buluyorsunuz, her zaman söylüyorum bence bir insanın hayatı insanlarda, çevresinde, sevdiklerinde ve hatta kendisinde kendisini bulması iş birazda bu noktada çözülüyor.Film bir kitap uyarlaması lakin Türkçe basımı yok.

"(Hepimiz karşılığını alamadığımız ve alamayacağımızı bildiğimiz aşkların peşinden koştuk, hepimiz bir şeylerden korktuk, hepimiz bir anlam arayışı içinde olduk "yaşadığımız şeyleri bize kendi anlatabildiğimizden daha iyi anlatan bir film)" izlemeden önce alttan bu yorumu okuyup başladım filme, yazan kişi şu iki cümlede bitirmiş zaten filmi

Oyunculuklara gelince kendi fikrim her haftasonu tiyatro kulubunde öğrendiğim amatör bilgiler dahilinde, mükemmel ötesi
Logan Lerman karakterle o kadar birleşmiş ve odaklanmış ki daha sonra ruh halini düzeltebildi mi bilemiyorum.Bir oyuncu karakterin alt metni ile nasıl bu kadar iyi kaynaşa bilir anlamakta güçlük çekiyorum. Emma Watson yine her filmde olduğu gibi göz alıcı ve o kadar başarılı.Pek tarafsız yorum yapamıyorum konu Emma olunca :) 

Veee işte bence sahnenin gerçek yıldızı olan Ezra Miller… 
-‘’Neden kimseyi kurtaramıyorsun?’’ repliğini uzun süre timelinemızda göreceğimiz, whatsapp durumlarını kapatacak türden.
Ezta o kadar kendini role kaptırmış ve rahat biçimde oynuyor ki gerçekten filmin can alıcı noktalarından biri. 
Filmin kadrosu oldukça başarılı.

İkinci bir mesele olan film müzikleri
David Bowie – Heroes ‘’Tünel Şarkısı’’ dinlerken gerçekten kendinizi kaptırıp o tünelden geçiyormuş ve o anı yaşıyormuş gibi hissediyorsunuz harika seçimler diğer şarkılarda öyle…

-''Hak ettiğimizi düşündüğümüz aşkı kabul ederiz'' repliği gerçekten çok doğru ...

Son olarak filmi bir iki cümlede özetlemem gerekirse yahut şu bakış açısı ile anlatmam gerekirse; okulda,sokakta,sahada ya da bulunduğum herhangi bir yerde karşıma tanımadığın/tanıdığım biri çıkıp (Saksı olmanın faydaları) film ne kattı sana derse, cevap listemde zirve belli :)

-"Seni Seviyorum" cümlesini filmin her anında bekledim. "Seni seviyorum" duygusunu en kıymetli anlatan filmlerden ilki. Sevdiklerinize "Seni Seviyorum" demekten çekinmeyin.."
ölmeden öncede mutlaka izleyin..

15 Kasım 2014 Cumartesi

Bazı kelimeler vardır, bazı duyguları öldürür ya da onların cesaretini kırar yıpratır.Öyle kelimelerdir ki bunlar kullanan kişi öyle düsünmesin umarsın..
 İşte tam o anlarda neden kullanıyor ki dersin, ben hep mi yanlıstım acaba dersin, güzide Türkçemin o duyguyu öldüren kelimeri ah siz varya !!
Dedim ya cesaret kıran kelimelerdir bunlar, kimse söyleyemez. 
Cesaret dediğin şey nedir be kardeşim.Bencesini söyleyim size 
Cesaret:
-Alacağın cevabı bilmeden soru sormaktır..
-Umudun olmadığı yerde umut olabilirmektir
-Öleceğini ya da biteceğini bilerek sırf değerlilerin için kendinden vazgeçmektir.
-Medeni sınavı öncesi çalışmayıp sınav beni beklesin demektir eheh 

İnsanda öyle duygular vardır ki hissetmek bazen bir an yaşamak ise bir ömür sürer.
İşte o duygular lisetesinde zirveyi her daim zorlayan duygu cesrattir.
Sizin listenizde bu duygunun alt sırları sevmesi dileği ile 

İyi Hafta sonları :)

11 Kasım 2014 Salı

Bilmem ne zaman bir hocam bir kadını unutmanın en kolay yolu kendini unutmak demişti. Bilmiyorum doğru mu ? Yapamadım çünkü...

Ama şunu biliyorum bir kadını hatırlamanın en kolay yolu kendini hatırlamak. Bu aralar kendimi hatırlıyorum, zor biraz eskilerden hep moloz yığınları, kalp ağrıları, vicdan azapları ve pişmanlıklar çıkıyor. Altından kalkmak da mümkün olmuyor..

Zamanları ise sanki üstüme gelen bulut kümeleri gibi. Gözüm görüyor fakat aklım ölçemiyor. Emin olamıyorum acaba diyorum...

Acabalar ise hep aynı kapıyı çalıyor, dönüyor dolaşıyor yine kapı önündeki o her daim garip paspasın önünde beliyor.

İçeride neler mi var anlatsam sayfalar yetmez sayfalar yetse içime sinmez. Susarım bakarım önüme. Ayak parmaklarıma. Her şeyi onlar anlatırlar aslında, utandığında hemen onlara bakarsın ya da sevdiğinde hemen başın eğilir öne. Benimde başım düşer öyle. Kendimi gördüğümde birinde kendimi bulduğumda bir başkasında ilk onlar bilir hemen düşer başım öne.

...................