5 Ocak 2012 Perşembe

Sıcak hava balonları gibiyim aslında şimdi ben. Akşamları şişiyorum otobüs duraklarından okula doğru uçuyorum, bazen gözüm pek bir şey görmüyor gibi. Bazen bütün gün uçtuğum oluyor. Bazen iki bardak limonata, bazen bir şişe mürekkep, bazen büfeden yenilen bir döner ekmek gibiyim. Kafamda ajanlar geziyor, koltuklarım hiç tozlanmıyor böylece. Su içiyorum bazen ben, piknik masalarında oturuyorum, gömleğim uçuşuyor, rüzgar çıkınca ben de uçuyorum zaten.

Bazen aklımı kaçırıyorum ve fikirler tükendiğinde sıcak hava balonu olup uçasım, uçurasım geliyor. Hem kimse de üşümez böylece.

1 Ocak 2012 Pazar

Isınmayan Eller ve Ayaklar


Malum kış iyice etkisini gösteriyor. Her ne kadar yılın 9 ayı yaz tadında geçse de havalar soğumaya başlıyor.. Isınmayan eller ve ayaklar en büyük sorun bu mevsimde.
Aslında üşümek güzel ama yanında ısıtacak, sarıldığında ya da elini tuttuğunda ısısını seninle paylaşacak birisi varsa..
Neyse en azından kahve var. O ellerimizi ısıtan tek dost.
Yürümek diyorum şu dünyadaki en etkili terapi. Ciğerlerimin tamamını keskin havayla doldurup ardından nefes vererek buhar çıkarmayı hala bir çocuk gibi seviyorum. Bu havaya uygun olarak Coldplay’i açıyorum son seste. Her şeyi en ufak ayrıntısına kadar düşünüp çözümler buluyorum kendimce. Bir nevi günah çıkartıp arındıyorum kendimi bütün kafamı kurcalayan düşüncelerden.
Issız bir sokağın loş ışıkları altında yürüyorum. Bulutsuz ve yıldızlarla dolu gökyüzüne bakarken bir yıldız kayıyor. Son enerjisiyle bana dilek tutmamı söylerek yenik düştü hayatın bu düzenine..
Gözlerimi kapatıp sadece “bir parça huzur” diledim. Son zamanlarda tek isteğim biraz huzur ve kafa dinlemek. Kendimle kalmak,kendime zaman ayırmak.. O kadar yoruculaştı ki her şey nereye yetişeceğimi şaşırır oldum.
Sadece bir parça huzur.
Sadece…