22 Temmuz 2012 Pazar


Bir insanı sevmek mümkün mu sence?
” İyi tanımadığınız biri ise belki…
Ben insanlari pencereden seyretmeyi severim..” 

11 Haziran 2012 Pazartesi

Tatil başlayalı sıkıntıdan.

-Odamı toplamıyorum bildiğin çöplük odam.
-Evde daha çok uyuyorum. Annem kızıyor artık. Bilirsin eskiden kızmıyordu fazla.
-Günde 1 öğün yiyorum nerdeyse..
-Ellerim kahve kokuyor artık..
-“Bir daha dinlememe gerek yok ” dediğim şarkıları başa sarıp baştan dinliyorum.
-Çok para harcamaya başladım. Neye ne para verdiğimi hatırlamaz haldeyim.
-Evde yemekleri artık babam yapıyor.
-Günde 3 kahveden ziyade o 7-8 oluyor.Bazense 10’nu geçiyor.
-Kahveden artık kupan tanınmaz hale geldi.
-Bazıları için saçma görünün eşyalarımı ve takıntılarımı artık odamda ki pislikten ayırt edemez hale geldim.
-Bilgisayara ve TV'ye bakmaktan gözlerim kızardı ve asla geçmeyecek gibi gelen gözlerimin altında mor halkalar oluştu.
-İçimde önlenemez bir Orhan Pamuk sevdası başladı.( Kara Kitap-Yeni Hayat )
-Ve en acısı ise artık boğuldum sanki bu ben değilim

12 Şubat 2012 Pazar

Ben de diğer öğrenciler gibi okulun açılmasını istemiyordum. Fakat açıldı ve açılmasıyla birlikte tatilde ne yaptın sorusu kapımı çalmaya başladı. Pek bir şey yapmadım aslında . Film seyrettim fazlaca seyrettikçe kahve içtim kahve içtikçe de film seyrettim. Sonra guitar hero oynadım. Evden çıkmadım pek anlaşılan lakin bizim sınıfta neler yapanlar var. Onları anlatmayacağım.

Bu hafta okulun temizliğinden sorumlu olan abla ile tanıştım birde. Verem hastası eşi de ölmüş üzüldüm ona çok ama öyle kuru kuruya değil tabi sabah erken okula gitmem sebebiyle hep yardım ettim kendisine. Umarım sağlığına kavuşur.

Bu hafta rüyada gördüm aylardır rüya görmüyordum. Bir arkadaşım piyano çalıyordu. Aslında birçok insan için sıradan bir rüyaydı ya da bilinçaltında ki bir olay ama sonuç olarak aylardan sonra o duyguyu hissettim. Harikaydı. Bir kitapta okumuştum ‘’Rüyalar aslında hayal dünyamızın anahtarıdır, fakat o anahtarı hiç kullanmayız. ‘’ gerçekten öyle. Uyuduğunu bildiğin halde o anı yaşamak gerçekle hayal arasında kalmak ve ikisini birden yaşamak tarif edilemez bir duygu hele ki rüyanda konuştuğun kişileri görmek uzağında olduğunu bilmene rağmen onu yanında hissetmek ; bilemesin belki o da seni hissetmiştir. Bu düşünce bile insana yeter. Bence bu insana verilmiş en büyük armağan unutmanın yanında unutamadığın bir rüya. Ve bu gün aptallığın zirvesi ya da doruk noktası düşüncesizliğin sembolü. Kendime söylüyorum asla biriyle konuşurken başka bir iş yapma asla çünkü konuştuğun kişiye saygı önemli sen ona saygı duy ki karşındaki de sana duysun öyle değil mi ? Bitirirken şunu da söylemek isterim dün sinemaya gittim ‘Sümela’nın Şifresi’ bu filme gireceğimi zannetmiyordum ama oldu ve seyredenlere söylüyorum umarım orda ki Temel’in sevgisi gibi bir sevgi bulursunuz, eğer bulursanız onu asla bırakmayın … 

30 Ocak 2012 Pazartesi

Bazı şarkılar ...

Hani bazı olaylar vardır. Hatırladıkça üzülür, hüzünlenirsin, hüzünlendikçe de hatırlarsın ama. Her insan için değişen olaylardır aslında bunlar . Bazısında 14 Şubat adını alır , kimisinde İncir Reçeli , ben de ise Goodbye my lover adını alıyor. O şarkıyı ne zaman dinlesem hüzünleniyorum, saniye saniye yaşıyorum sanki onu, dinlerken soyutluyorum kendimi dünyadan, gözlerim doluyor, ayaklarım titriyor, beynim hissizleşiyor. O zaman hissediyorum kendimi hatta kendim hissettiğim tek an o oluyor. Neden mi çünkü o şarkı bana ayrılığı vazgeçisi ve bırakmayı en iyi anlatan şarkı



Goodbye my lover , goodbye my friend , you've been the one , yolu've been for me

Evet ağlıyorum bunları duyarken, o gün otobüste ağladım, yatakta ağladım. Gözyaşlarım yastığımı ıslattı. Ama en önemlisi ise kalbimi ıslattılar . Ne zaman birini görüp ısınmaya çalışsam olmuyor kalbim ıslak olduğu için. Hep bir soğukluk hep bir acı var. Ne kadar kitaplarıma dert anlatsam ne kadar mutlu gibi görünmeye çalışsam da olmuyor. Tükeniyorum ve kendimi geri toplayamıyorum. Müziklerin isterseler tonlar mutluluk yüklesinler kalbime bu şarkı onu alıp götürüyor oradan hiçbir şey kalmıyor kalan tek şey ise o ıslaklık oluyor. Kim o şarkıyı açsa sert bir şekilde kapatmasını istiyorum. Karar aldım katiyen yasaklıyorum kendime bunları söylerken bile biliyorum ki olmayacak lakin deneyeceğim ve çok büyük ihtimal bu 14 Şubat yanımda olacak tek şey yine bu şarkı olacak .

22 Ocak 2012 Pazar

İnsan Üzgünken

  • Bol kazaklar giymek
  • Kahve içmek
  • Odanızı temizlemek
  • Yürüyüş yapmak
  • Yazıp yazıp silmek,kağıtları buruşturup atmak
  • Kek yapmak
  • Mars’ta hayat olup olmadığını düşünmek
  • Uzayla ilgili saçma sapan fikirler üretmek
  • Ağlamak
  • Nasılsın diye sorduklarında iyiyim cevabını vermek
  • Kütüphaneyi ziyaret etmek
  • Kitap okumak
  • Battaniyeyle oturup Tumblr’da gezinmek
  • Çiçek toplamak

Ağlamak ordan çıkarılsa fena olmaz. İnsanın içini acıtır .

5 Ocak 2012 Perşembe

Sıcak hava balonları gibiyim aslında şimdi ben. Akşamları şişiyorum otobüs duraklarından okula doğru uçuyorum, bazen gözüm pek bir şey görmüyor gibi. Bazen bütün gün uçtuğum oluyor. Bazen iki bardak limonata, bazen bir şişe mürekkep, bazen büfeden yenilen bir döner ekmek gibiyim. Kafamda ajanlar geziyor, koltuklarım hiç tozlanmıyor böylece. Su içiyorum bazen ben, piknik masalarında oturuyorum, gömleğim uçuşuyor, rüzgar çıkınca ben de uçuyorum zaten.

Bazen aklımı kaçırıyorum ve fikirler tükendiğinde sıcak hava balonu olup uçasım, uçurasım geliyor. Hem kimse de üşümez böylece.

1 Ocak 2012 Pazar

Isınmayan Eller ve Ayaklar


Malum kış iyice etkisini gösteriyor. Her ne kadar yılın 9 ayı yaz tadında geçse de havalar soğumaya başlıyor.. Isınmayan eller ve ayaklar en büyük sorun bu mevsimde.
Aslında üşümek güzel ama yanında ısıtacak, sarıldığında ya da elini tuttuğunda ısısını seninle paylaşacak birisi varsa..
Neyse en azından kahve var. O ellerimizi ısıtan tek dost.
Yürümek diyorum şu dünyadaki en etkili terapi. Ciğerlerimin tamamını keskin havayla doldurup ardından nefes vererek buhar çıkarmayı hala bir çocuk gibi seviyorum. Bu havaya uygun olarak Coldplay’i açıyorum son seste. Her şeyi en ufak ayrıntısına kadar düşünüp çözümler buluyorum kendimce. Bir nevi günah çıkartıp arındıyorum kendimi bütün kafamı kurcalayan düşüncelerden.
Issız bir sokağın loş ışıkları altında yürüyorum. Bulutsuz ve yıldızlarla dolu gökyüzüne bakarken bir yıldız kayıyor. Son enerjisiyle bana dilek tutmamı söylerek yenik düştü hayatın bu düzenine..
Gözlerimi kapatıp sadece “bir parça huzur” diledim. Son zamanlarda tek isteğim biraz huzur ve kafa dinlemek. Kendimle kalmak,kendime zaman ayırmak.. O kadar yoruculaştı ki her şey nereye yetişeceğimi şaşırır oldum.
Sadece bir parça huzur.
Sadece…