25 Aralık 2011 Pazar

Eski Dostlar Onlar Varken ...

Bizim okul diğer okulların aksine 6 gün;evet cumartesi de okula gidiyorum.Bu hafta da öyle oldu,cuma günü geometri sınavına girdim ama o mu ben mi belli değil.Haliyle sınavdan önce perşembe akşamı kendimi soyutladım hayattan telefonu ıssız bir yere atıp bilgisayarı kapattım sınava çalıştım.Pek yararı oldu sanırım.Yatmadan önce telefonu açtığımda 24 cevapsız çağrı vardı.Ohaa!dedim aslında korktum biraz kesin kötü bir şey oldu diye en önemlisi Elif Ece aramış mesajda bırakmış geri döndüm ama ulaşamadım.O gece nasıl geçti belli değil.Sınavda öyle geçti giren girene yani.Okul çıkışı İstiklal Marşı sınıflarda okundu kar sebebiyle.Tam sınıftan çıktım servise gidiyorum telefon çaldı Elif Ece arıyor açtım konuştuk 10 dk sonra tekrar ararım dedi 2 saat sonra aradı güldüm biraz konuştum İstanbul da okuyor ama bu cumartesi Ankara'ya gelmiş buluşalım dedi.Benimse yarın hem okulum hem de sınavım vardı.Bunları düşündüm ama onuda kıramadım.Okulu ekip Kızılay'da buluşalım deyip sözleştik.Hem uzun zaman olmuştu gezmeyeli sınavlar,okullar,öze ders derken.Sabah okula gittim ama kar öyle böyle değil nasıl yağıyor mutlu oluyorum bende severim zaten karı.Sınav oldum üstelik diğer sınavların aksine güzel geçti.Dışarıdaki karda biraz dinmiş gök dinlenmişti.Soğuk çok fazlaydı,ellerim küfretti resmen bana eldiven giymedim diye,ayaklarım ise dua ediyorlardı bana botlarım sayesinde.Okuldan çıkmak zor olmadı Necip ve Yasin de geldi onlarda metroya gideceklermiş.Macunköy'e kadar yürüdüm.Ece'yi ararken ellerimi hissetmiyordum üşümek artık hoş bir hal almaktan çıkmış acı vermeye başlamıştı.Metroda insanlara baktım Yasin'in düğümlenmiş kulaklıklarını çözerken,indik metrodan onlar ankaraya gittiler ben Kızıla'ya çıktım Karanfil sokağa kadar yürüdüm.Ece mesaj atmış işim çıktı gelemiyecem diye ekildim bir anlamda üzüldüm biraz ama yorgundum zaten deyip teselli ettim kendimi durağa doğru yürüdüm.Meşrutiyette karın yağışını beklerken insanlara baktım yanındaki iki kızın gülüşleri arabaların sesine karışırken.Otobüse bindim birde kimi göreyim İpek el sallıyor hemen yanına oturdum.Canım arkadaşım konuştukça mutlu etti beni her zaman ki gibi.İndi fakat sonra el salladım bende ona o da bana.Tek başıma kaldım hemen kulaklarımı takıp James Blunt dinlerken kulaklarım ısındı dışarıdaki ayaza inat. 

Eve geldiğimde ise içimde bir mutluluk vardı gün boyu süren ve asla azalmayan bir mutluluk bir umut

24 Aralık 2011 Cumartesi

Şeyler

Two Doors Cinema Club.
Braindead.
Mayday’in terası.
“u.u” şeklindeki ipek.
Interpol.
Scott Pilgrim vs. The World.
Black Sheep.
Aslında genel olarak Metric.
Dubstep.
İngiliz aksanıyla ilgili herhangi bir şey.
Wristcutters.
Yeşil.
Dudaklarla ilgili herhangi bir düşünce.
Burnunu beğenmeyen insanlar.
Morningwood.
Gözün önüne düşüp rahatsız eden kahküller (ya da perçem midir artık her neyse).
Kareli gömlekler.
Sıktığım parfüm.
Masamda duran mavi kulaklıklar.
Zolof.
Boyun ile ilgili herhangi bir şey.
Penguen.
Uykusuz.
Boş havuzlar.
Aylak Adam.
Vişne evleri.
Hipsterler.
The Pains of Being Pure At Heart.
Bant adlı dergi.
Seaside.
9gag.
Dafuq.
One Piece.
British Isles.
Hiç sevmediğim Metronomy.
Skrillex.
Summer Finn.
The Beatles.
Top şeklinde çeneler.
Analog fotoğraf makineler.
Mandrake.
Tüylü halılar.
Hapşırmak.
Şeker kokusu.
Yuvarlak yataklar.
Siyah, saten çarşaflar.
Vampire Weekend.
Eskişehir’deki Yum Yum.
Kediler.
Nyan Cat.
They’re Taking The Hobbits To Isengard.
Tom Waits.
Sokak düğünleri.
Annaneler.
Altın yaldız kaplamalı kitaplar.
Beyaz tenler.
Kesmiş olduğum çok az bıyıklarım.
Burnum.
Saat 20.30-21.00 arası.
Dominos Pizza.
Sonbahar.
Üşümek.
Bütün kapşonlu hırkalarım.
Kanatlı’nın eskiden yemek yenilen katı.
The Used.
Samanyolu Anadolu Lisesi.
“<3,5”
Çok sayıda noktalar.
Yenirenk Dershanesi’nin önü.
CAPS LOCK.
Kendi dolma parmaklarım.
Adını hatırlayamadığım sokak.
Mekik çekmek.
Pilates.
Limbo.
Kalorifer gibi oluşum.
Bayram şekerlerim .
Sevimli kurbanımız .
Et kokan eller .
Saçmaladığım ama umutsuzca mutlu olduğum an .
Şu anda ki yüz ifadem .